23 Mayıs 2012 Çarşamba

Ispanya’ da 15 gun

Ispanya Yolunda

Andorra 29.09.2010

 

Yeni yolculuk vakti geldi. Bu sefer yolumuz biraz uzun. Hedefimiz İspanya’nın orta ve doğusunu ziyaret etmek. Sabah 6 gibi yola çıktık ve yaklaşık 800 kilometre yol yaparak Andorra’ ya ulaştık.

İşte yol haritamız


Visualizzazione ingrandita della mappa

andorraFransa ve İspanya arasına sıkışmış bu küçük dağlık ülkenin en büyük şehiri Andorra La Vella. Ayrıca 7 tane daha küçük şehiri var. Oldukça dağlık olan Andorra da haliyle pek çok kayak pistileri, daha engebesiz bölümlerinde ise golf sahaları mevcut. Oldukça ayrıntılı bir haritayı ücretsiz turizm ofisindende edinebilirsiniz. Başkente birbirine yapışmış apartmanlar dağların üzerine kondurulmuş. Andorra da satılan mallar andorraüzerinden vergi alınmadığı için ürünler %10-20 daha ucuz. Haliyle şehirde pek çok dükkan mevcut. Buraya gelen pek çok turist gibi bizimde amacınız alışveriş etmek.

Şehir merkezine yürüme mesafesinde uzaklıkta olan bir kampta kalıyoruz ve geceliğine 23 Euro ödüyoruz. Merkeze yürümemiz 20 dakika alıyor. Şehir merkezinde pek çok modern bina ve heykel, ve yine pek çok mağaza ayrıca pek çok restaurant ve hertürlü fastfood restaurantı görüyoruz. Akşam kamp alanında trafik sesinden başka bir şey gürültü gelmiyor. Birde bol bol ekzos... İyi geceler Andorra.


Andorra – İspanya 30.09.2010

andorra ispanyaYola devam Andorra’ dan İspanya’ ya geçerken sınır kapısına yakın iki büyük alışveriş merkezi görüyoruz. Son olarak buradan gitmeden önce alışveriş yapmak için duruyoruz. Burada dikkat etemniz gereken gümrük. Çünkü bazı şeylerde kişi başına alının üstüne çıkarsanız gümrük ödemeniz gerekiyor. Zira İspanya ve Fransa geçişlerinde polis kontorlü var. Bu büyük markette ne ararsanız bulabilirsiniz. Ama vaktimizi dikkatli kullanıp içeride kendimizi kaybetmemeye çalışıyoruz. Halen daha yolumuz uzun. İspanyadayız…. Yaklaşık 400 kilometre yolispanya yapıyoruz. Yol boyunca konaklamak için bir kamp yeri arıyoruz ama yok. Yolculuğumuz tam bir kaos. Havadaki hayvan pisliği kokusu ise peşimizi uzun bir süre bırakmıyor. Manzara da uçsuz bucaksız bir plato. Geniş çevre yollunun çevresinde hiçbir şey yok ama kamyon trafiği acayip. Hiç bu kadar kamyonu bir arada görmemişsinizdir. Buna karşın otoban ise bomboş. Çevre yolunun trafiği dışında ara sıra yol yapım çalışmalarıdan trafik yavaşlayabiliyor. En sonuna bir kamp yeri işareti görüyoruz ve yolumuzu o tarafa çeviriyoruz. Savinan(Zaragoza)’ daki Camping Savinan Park’ a varıyoruz. Burada iki kişi ve küçük karavanimız için 1 gecelik 19.30 Euro ödüyoruz. Sakin bir yer. Nihayet dinleme zamanı


Madrid’de ilk gün 01.10.2010

Monasterio CistercienseSanta Maria de Huerta’ da bir mola veriyoruz. Burası otoyolda giderken gördüğümüz küçük bir kasaba.Monasterio Cisterciense Kasabanın en güzel yeri 16. yüzyıldan kalma bir manastır Monasterio Cisterciense. Çevre biraz kurak. Tarlalar ekilmiş ve toplanmış. Hayallerimizdeki İspanyanın yıkılmaya yüz tutmuş küçük bir yüzünü görüyoruz.

 

 

Santa Maria de Huerta    DSC_0170

ispanya

 

Eğer sadece otobanda düz giderseniz hiç birşey görme olasılığınız yok gibi. Bizde yolumuzu otobandan çevirip kırmızı topraklı tarlaları arasında dalıyoruz. Hava 20 derece ve güneşli.
Madrid şehir sınırlarına girdik. Camping Alpha’ ya geldik. Bu kamp alanı şehir merkezinden çok uzak değil. Fakat bu günlerde bir rock konseri varmış. Haliyle kamp alanında pek çok genç var. Kendimize olabildiğince sakin bir yer arıyoruz. Burada 2 gece kalacağız. İki kişi, iki gece elektrik dahil 63.40 Euro ödüyoruz. Resepsiyondan buradan geçen otobüsün saatlerini gösteren bir kağıt ve bir kullanımlık bilet ediniyoruz. Kampingin kapısına çok uzak olmayan bir otobüs durağına yürüyerek 72 nolu otobüse biniyor ve metro istasyonunda varıyoruz, şehir merkezine gitmek için SOL istasyonuna gidiyoruz. Şehir merkezinin büyük bir kısmının araç trafiğine kapalı. Fakat toplu taşıma araçları çok iyi. Özellikle Madrid metrosu Londra metrosundan sonra Avrupa’nın  2. en büyük metrosuymuş öğreniyoruz.

Madridplaza mayor

Bir turizm ofisinden Madrid haritasıda edinip elimizde Lonely Planet kitabımızla birlikte yürüyerek Palacio Real, Jardines de Sabatini, Catedral de La Almudena, Iglesia Sta Maria, Torres De Los Lujanes, Plazo Mayor, Mercado S. Miguel ziyaret ediyoruz.

Mercado S. Miguel Mercado S. Miguel

madridPalacio Real

Daha sonra rehber kitabımızın tavsiye ettiği ve 100 çeşit Tapasın satıldığı Calle Mayor’ daki tapasCerveria100 Montaditos a gidip kendimize bir ziyafet veriyoruz. Tapas bir nevi ekmek arasına değişik malzemelerin konarak yapıldığı küçük lezzettli sandwich. Bu tapas cafesi self selvis. İstediğiniz tür tapası aldığınız sipariş kağıdına işaretliyip kasaya gidiyor ve sipariş veriyorsunuz. Siparişiniz hazır olunca sizi çağırıyorlar. Tapasların fiyatları seçiminize göre 1 ila 2 euro arasında değişiyor.

plaza mayorAkşam oluyor ve yorgunuz saat 10 bizde kamp alanımıza dönüp dinlenmeye ve gezimize yarın kaldığımız yerden devam etmeye karar veriyoruz. Kamp alanına vardığımızda rock konserinin başladığını görüyoruz. Kulak tıpalarımızı takıp uykuya geçmeye çalışıyoruz. Zira hem komşularımız hemde konser oldukça gürültülü. Bir dahaki sefere buraya yolumuz düşerse Madrid’ in etkinlik takvimine bakmanın şart olacağını böylelikle öğreniyoruz.

Madrid’de ikinci gün 02.10.2010

ChurrosSabah kahvaltıdan sonra dün aldığımız ve bugün için kullanmayı planladığımız bir günlük turist biletlerimizle (fiyatı 10,40 euro) şehir merkezine iniyor ve turumuza dün kaldığımız yerden devam ediyoruz. İlk durağımız Mercado St. Miguel oluyor. Burada hayat çoktan başlamış bile birşeyler atıştıranlar… Bizde Churros (çuros diye okunuyor) yani bir tür şekersiz, şerbetlenmemiş lokma düşünün bunu kakaolu sütten biraz daha yoğun bir sosa batırıp yiyiyorsunuz. Haliyle birazda Tapas atıştırıp ispanyollar gibi ikinci fasıl kahvaltımızıda yapıp güne dinamik bir şekilde başlıyoruz.

goyamadridBugün Museo Naval, Parque Del Buen Retiro,  Museo Del Prado ve Estación de Atocha geziyor ve bu güzel günün tadını çıkarıyoruz. Estación de Atocha un ilginç bir yani ayni zamanda bir botanik bahçe özelliğine de sahip olması. Bu bahçe aynı zamanda bir çok su kaplumbağasınada ev sahipliği yapıyor.

 

Museo NavalMuseo NavalMadridMuseo Del Prado Parque Del Buen RetiroParque Del Buen RetiroEstación de Atocha _DSC0308

 

Akşam üstü saat 4 gibi evimize dönüp dinlenmeye geçiyoruz. Zira bütün gün dolaşmak ve yürümek bizi bitiriyor.

İşte size Madrid de küçük bir gezi…

Madrid, Spain October 2010 from KucukBirGezi on Vimeo.

Madrid, Spain October 2010

24 Ocak 2012 Salı

Uzun Bir Tatil 7 Son

Fransa: Saint Jean De Luz           29-07-2010

Güneşin bir gün yüzünü gösterip bir gün kaçırdığı şu günlerde yağmurlu bir gündeyiz. Sağnak değil ama arada bir atıştırıyor. Bizde yürüyerek bugün Saint Jean De Luz’ a gitmeye karar verdik. Kıyı boyunca ilerleyen kıvrıntılı yol kimi zaman bir patika halini alıyor. Kimi zamanda kayaların arasından küçük plajlar ve okyanus çıkıveriyor. Saint Jean De LuzManzara çok güzel. Deniz gene çekilme evresinde kayalar belirginleşmiş. Yaklaşık 5km lik bu yürüyüşün sonunda merkeze varıyoruz. Saint Jean De Luz bir başka sahil kasabası. Restaurantlar, mağazalar ve haliylede aynı bizim gibi bir sürü turistle karşılaşıyoruz. Birer sandiviç alıp sahilde yemeye karar veriyoruz. Dediğimiz gibi yağmur allahtan sağnak değil. 10 dk yağıyor sonra diniyor. Buda bize gezmek için şans tanıyor. Sahilde bu bölgeye has olsa gerek çok değişik çadırcıklar görüyoruz. Sanırız bütün bir gününü kumsalda geçirmek ve arada bir güneşten kaçmak isteyenlere has minik sığınaklar bunlar. Saint Jean De Luz

Dolmuş otobüslerle kişi başı 1 euro ödeyerek önce yakındaki büyük bir süpermarkete alışverişe gidiyoruz. Market dönüşü ise dolmuş beklerken sıkı bir yağmura yakalanıyoruz ve bir telefon kulubesine sığınarak ıslanmamaya çalışıyoruz. Bu son yağmur bugün bisikletlerimizi almamakta isabetli bir karar verdiğimizi bize gösteriyor.

Fransa:Sarbazan-Labastide d’Armagnac    30-07-2010

Saint Jean De LuzSaint Jean De Luz’ dan güzel bir hava ile ayrılıyoruz. Ama yola çıkmadan önce okyanusu son birkez selamlamayı da unutmuyoruz. Zira artık yavaş yavaş geri dönüş yoluna da giriyoruz. Bugün ziyaret etmeyi istediğimiz yer oldukça sert, üzümden  fermentasyon yerine destilasyon yolu ile yapılan bir likör olan “Armagnac” ın memleketi. Bu bölge Landes d’Armagnac olarakta adlandırılıyor. Bu bölgede Roquefort adında bir kasabadan da geçiyoruz. Görünürde herhangi bir özelliği yok, ama bize meşhur roquefort peyniri bu kasaba arasında bir bağlantı varmı diye düşündürüyor. Eve döndüğümüzde ise meşhur roquefort peynirinin asıl yapın yerinin güney fransanın ortasında başka bir kasaba olduğunu ve bu kasabanın adınında Roquefort-sur-Soulzon olduğunu öğreniyoruz.

Bu arada Roquefort ile Labastide D’ Armagnac arasında yer alan Sarbazan adlı küçük ve sakin bir kasabadaki belediye kampına öncelikle gidip masamızı bırakıp kayıt oluyor ve sonra tekrar bölge turuna devam ediyoruz. Kamp alanı oldukça sakin nerdeyse yok denecek kadar az kimse mevcut. Belediye bölge sakinleri ve halk için oldukça çeşitli etkinlikler inşa etmiş. Tenis, mini golf, basket sahaları, küçük bir göl ve piknik alanları ve hatta boğa güreşleri için bir arenası bile var. Ama ne yazıkki sokaklar bomboş.

 

Labastide d’ ArmagnacYönümüzü Labastide d’ Armagnac’ a çeviriyoruz. Bu küçük kasabanın merkezi oldukça sevimli ve kendi orjınalliğini kaybetmemiş. Ama şehirde birkaç armagnac dükkanından başka ilgi çekici bir şey yok. Kasaba merkezine çok yakın bir market bulup bir şişe armagnac ediniyoruz. Labastide d’ Armagnac

Zira dükkanlarda satılan şişelerin fiyatlarının yanına varmak mümkün değil. Çok pahalı. Kampinge dönüp dinleniyor ve yemek yiyoruz. Yemek sonrası ise bu küçük ve sessiz kasabayı keşfe çıkıyoruz. Bu gece çevreden hiç ses gelmeden uyuyoruz.Armagnac

Fransa:Sarbazan-Labastide d’Armagnac       31-07-2010

Notre Dame Des CyclistesGüzel bir güne başlıyoruz. Geri dönüş yolumuza devam edeceğiz. Bu seferki hedefimiz Carcassonne. Yaklaşık 300 km yol yapacağız. Önce bisikletçilerin kilisesi Notre Dame Des Cyclistes de duruyoruz.Notre Dame Des Cyclistes Bu kilise malum benzerlerinden oldukça farklı. İçerisinde Tour de France yada Giro d’ Italia  . Kilisenin içerisinde bizi bilgilendiren oldukça sempatik bir görevlisi var.

Tatile çıkmadan önce internet üzerinde yaptığı araştırmalar sonucunda rotamıza Auch da ekledik. Sitesinde bu kasabayı anlatan kişi bu bölgenin üç silahşörlerden Dartanyanın  memleketi olduğunu söylemiş. Biz ise ziyaretimizde Dartanyan a ait herhangi birşey göremedik. Normal bir kasaba idi.

Carcassonne,  La CiteYolumuza devam edip Fransadaki kamp merkezleri kitabındaki Villemoustaussou da bulunan  kampink lerden birini gidiyoruz. Campin Das Pinhiers. Buraya  1 gecelik iki kişi elektirik dahil 17 euro ödüyoruz. Hava çok sıcak sanki yanıyor. Deniz kenarındaki  serinliği burada bulmak mümkün değil. Kampingin bir havuzun varmış. Bizde bisikletlerimizi ve masanızı İndirip üstümüzü değiştirip havuzda dalıyoruz. Saat 18 gibi arabamız ile Carcassonne deki La Cite ye yani eski ortaçağ şehrine gidiyoruz. Bu küçük kasaba çok güzel içerisinde bir kilise bir şato ve bir sürü eski ev mevcut. Bu eski evler ise şu anda restaurant ve mağazaya dönüştürülmüş. Oldukça turistik bir yer. Hava bu saatte rağmen halen daha çok sıcak.Carcassonne,  La Cite Şato ise kapalı. Kilisenin içi mozaiklerle bezenmiş eski roma tarzı bir kilise. Çevreyi dolaşmanız bitince bizde bir kafede oturup dinleniyoruz ve 1pastis içiyoruz. Carcassonne,  La Cite

 

 

 

 

 

 

Kampinge geri dönüş zamanı. Güneşin gidişiyle hava oldukça serinliyor. Yarın artık tam yol eve döneceğimiz için artık uyku saati geldi. İyi geceler.

İşte sizler için  3 günün kısa bir özeti …

Saint Jean De Luz & Landes d’Armagnac France 29-07-2010 from KucukBirGezi on Vimeo.

SON